AŞK, ÖRTÜŞMEK, BÜTÜNLEŞMEK
Buradasınız: Anasayfa / BLOG
22 Ekim 2023, Pazar
AŞK, ÖRTÜŞMEK, BÜTÜNLEŞMEK
Bilinçaltımız, kendimizin bile bilmediği veya çok az bilebildiği… Daha doğrusu ‘Gnosis’ yani sezgi/tefekkür yoluyla bir yere kadar hissedebildiği, en derin yanımızdır...
AŞK, ÖRTÜŞMEK, BÜTÜNLEŞMEK
AŞK, ÖRTÜŞMEK, BÜTÜNLEŞMEK
 
           Bilinçaltımız, kendimizin bile bilmediği veya çok az bilebildiği… Daha doğrusu ‘Gnosis’ yani sezgi/tefekkür yoluyla bir yere kadar hissedebildiği, en derin yanımızdır. Kişi, EQ yani duygusal zekâsı ölçeğinde erişebilir. Bilinçaltına ancak psikanaliz yardımıyla o da düşük frekanslı uyku veya hipnoz hâlinde ulaşılabilir. Batıda, ‘Pathesis’ yani ıstırap yoluyla kısmen öğrenilir. Tasavvufta ise ‘Marifetullah’a giden çileli yolda erişilir.   
           Kendimizi/bilinçaltımızı farkındalığımız oranında, bir yere kadar bilebiliriz. Farkındalığımızı da almış olduğumuz öğretimin, kalitesine bağlı olarak… Verebildiği eğitimle arttırabiliriz. Öğretim, alınan bilgiler toplamıdır. Eğitim ise öğretim sisteminin, niteliğine göre bize verebildiği; doğru sentez ve çözümleme olgusudur.
           Gerçek aşk; kişinin bilmediği ama sezgisiyle özlediği, kendi bilinçaltının bir kısmıyla bütünleşmiş kişiye rastlamasıyla… Tevafuken yani kuantum sonucu tanışmasıyla ortaya çıkar. 
           Gerçek aşkın diğer bir tarifi de… Kendi bilinçaltının belli bir oranında ayna simetrisini taşıyan kişiyle kuantum tanışmasıdır. Bu oran ne kadar yüksek olursa, aşk o kadar mükemmel olur. Ve… Çiftler, genişleyen alt beyinlerinde kendilerini unutacak derecede kaybolurlar.
           Karşılaştıkları anda beyinleri arasındaki frekans titreşimlerinin, sezgilerinin kuantum etkisiyle âdeta paralize olurlar. Sanki yıllardır tanıyormuş da hep özlemiş ama artık rahatlamış hissine kapılır, mutlulukla yaşam sevinci duyarlar.
Toplu yaşamdan farklı olarak, aşk ve evlilik gibi uzun süreli birliktelikler için örtüşme değil bütünleşme önemlidir. İdeal eşler, birbirlerinin eksiğini tamamlar. Diyalektiğini kuracak olursak… Fizik dünyada aynı kutuplar birbirini iter, farklı kutuplar birbirini çeker yani cezbeder. 
           Uzun evliliklerde eşler, bağırsak floralarındaki faydalı bakterilerin karşılıklı etkisiyle fiziksel ve ruhsal olarak birbirlerine benzemeye başlarlar. Bu nedenle baştaki farklılıklarıyla bütünleşen yani birbirini tamamlayan eşler, belli bir seneden sonra… Eğer bilinçli olurlarsa, dengeyi bulurlar. Saygının, aşkı desteklediği bu yıllarda önemli olan; birbirlerini değişmeye zorlamamaları, olduğu gibi kabullenmeleridir.
           Günümüz insanının, yanlış/eksik eğitimin etkisiyle en büyük yanılgısı… Aşkta, cinselliği aramasıdır. Öğretimin, gerekli eğitimi verememesi sonucu… Daralan ilkel (alt) beyni, korteksini (üst beynini) baskılayan insan; hırslarının esiri olarak, partnerini malı gibi görür ve aşkı da cinsellik zanneder.
 
           İçten emek, aşkın vazgeçilmezidir. Eşler, birbirlerinin uzvu gibi olurlar: 
           AŞK EMEK İSTER
Tel-tel emekle yudum-yudum sevgiyle
Söz vermiştik, birbirimizi örtmeye... (*)
*
Bakışların demet-demet ışığında,
Sözler vermiştik, aydınlığa çıkmaya...
*
Nazik bedenine, bir toz konduğunda;
Sözlerimiz vardı, gönülden yuğmaya...
*
Gamzelerin pırıltısı söndüğünde;
Sözler vermiştik, yeniden güldürmeye...
*
Bedenlerimiz artık yaşlansa bile
Söz vermiştik, gönülden bütünleşmeye...
*
Tenlerimizle toprağa karışmaya;
Yeşil çimen, sarı papatya olmaya...
*
Birbirimizle sarmaşıklar sarmaya;
Söz vermiştik, içimizde kaybolmaya…
                                               Hasan Er
 
(*): Burada örtmekten kastım, karakterlerin örtüşmesi değil; çiftlerin kusurlarını örterek, birbirini tamamlamasıdır yani bütünleşmedir.
 
           Aşk, eşlerin birbirleri için kendilerini unuttukları oranda kutsaldır:
           AŞK
Kayboldu, kendi içinde;
Bir hiçti artık âlemde…
Yalnız o vardı, kalbinde;
Aşk denir buna, her demde…
*
Almayı hiç düşünmedi,
Vermek oldu, bütün işi…
Nedenler onda birleşti,
Aşk; bütünleşmek demekti… 
                               Hasan Er       
 
           Gerçek aşk, yan yanayken bile özletir:
           YOK OLUŞ
Leyla’ya sorsan, ‘Mecnunum’ der;
Hem onda bekler, hem de özler…
Mecnun’da, ‘ben’ demez zerreler;
Onsuz dökülmez, kelimeler…
*
Kendini ne kadar unutsa,
O kadar yücedir, o sevda…
Evliya olan, hepten yokta;
Yeri, hep Dost’unun yanında…
                                  Hasan Er  
 
Hasan Er
www.sadikkitapal.com
               
Detaylı Bilgi İçin Bizi Arayın