SEVGİNİN FERYADI/İNADI
YAZAN: HASAN ER
Kısa Oyun Senaryosu
Copyright:Hasan ER © 2026
+90 535 929 77 57
Bu senaryonun her türlü yayın hakları, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası gereğince Hasan Er’e ait olup tüm yasal hakları saklıdır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz, alıntı yapılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
SAHNE 1: BİR LİSE KORİDORU İÇ/GÜNDÜZ
KARAKTERLER: ORHAN, AYŞE, OTOMATİK TÜFEK EFEKTİ, BİR ÖĞRENCİ (SERKAN), SES
SES
Teneffüs aralığında, öğrenci seslerinin yankılandığı lisenin koridorunda, Orhan ve Ayşe birlikte yürüyorlar. Orhan Öğretmen’in yüzü hafif kızarık… sesi belli belirsiz, hafif kekemeli utangaç bir hâlde Ayşe Öğretmen’e döner.
ORHAN
Ehmm… Şeyy… Ayşe Ho… Hocam, vaktiniz var mıydı acaba? Konuşabilir miyiz?
Ayşe, merak dolu bakışlarıyla Orhan’a baktı.
AYŞE
Tabii ki… Orhan Hocam.
Orhan bu defa açılmaya kararlıydı. Derin bir nefes aldı. Kararlı bir ses tonuyla…
ORHAN
Biz…
Demeye kalmadan. Otomatik bir tüfek sesi, 5 saniye arayla dışarıdan 2 kere duyuldu.
OTOMATİK TÜFEK EFEKTİ
Ta ta ta ta ta ta da… Ta ta ta ta ta ta da
Orhan, Ayşe’ye soğukkanlı bir şekilde baktı. Bir eliyle tüfek sesinin zıt tarafındaki sınıfı gösterirken… Telaş-şefkat karışımı bir ses tonuyla
ORHAN
Ayşe Hocam, lütfen siz şu sınıfa girin, beni bekleyin. Şimdi okulun baçesine inip bi bakim.
Ayşe başını iki yana sallayarak… İtiraz dolu bir sesle…
AYŞE
Hayır… Kesinlikle olmaaz. Ben de evlatlarımın güvenliinden sorumluyum. Engellemeyin lütfen. Ben de sizinle gelcem.
O esnada koşarak yanlarına gelen bir öğrenci, gözleri korkudan büyümüş… nefes nefese, telaşlı bir ses tonuyla…
BİR ÖĞRENCİ (SERKAN)
Hocam… hocam. Erdal bi tüfekle okulu bastı. Ne yapmamız lazım hocamm…
Orhan , öğrencisini sakinleştirircesine ellerinden tutu. Sonra kendine getirmek istercesine, iki eliyle omuzlarına şefkatle dokundu. Hızlıca sordu.
ORHAN
Serkan… evladım. Öncelikle sakin ol. Duyduumuz o silah seslerinde kimseye bişi oldu mu evladım?
Serkan hâlâ hızlı nefes alıp veriyordu. İki elini de çaresizce aşağı yukarı sallayarak…
SERKAN
Yok hocam iki atışı da havaya yaptı. Ama omzunda şarjörü bile var. Arkadaşlarımı, okulun duvarına dizdi.
Orhan, Ayşe ve Serkan’a bakarak, kararlı bir şekilde…
ORHAN
Ayşe Hocam… tamam işte!.. Baçeye inmenize gerek kalmadı. Serkan, size emanet. Şu karşı sınıfta güvende olursunuz. Ayşe Hocam… bakın saniyeler önemli… baçeye hemen inmem lazım. Sizden ricam, polisi ve ambulansı hemen arayın. Acil gelsinler.
Ayşe, onaylarcasına başını salladı. Orhan süratle koştu. Bahçeye çıktı.
SAHNE 2: SINIF İÇİ İÇ/GÜNDÜZ
Karakterler: AYŞE, SERKAN, SES
SES
Ayşe cep telefonuyla sadece uzak-çekim görüntüde konuşur. Sınıf sırasında Ayşe ve Serkan yan yana oturmaktalar.
Ayşe, öğrencisi Serkan’a yumuşak ama kararlı bir ses tonuyla…
AYŞE
Serkan evladım, bak!.. burda duramam. Diier arkadaşların için benim de baçeye inmem gerekli. Burda duracaana, söz ver bana…
Serkan, başını salladı.
SERKAN
Olur… söz hocam. Ama kendinize dikkat edin.
Ayşe, hızını kesmesin diye topuklu ayakkabılarını çıkarır. Yalınayak, hızlıca sınıftan çıkar.
SAHNE 3: LiSENIN BAHÇESI DIŞ/GÜNDÜZ
Karakterler: AYŞE, ORHAN, BASKINCI ÖĞRENCİ (ERDAL), OKULUN DİĞER ÖĞRENCİ TOPLULUĞU, SES
SES
Baskın yapan öğrenci Erdal ve Öğretmen Orhan karşı karşıya. Erdal, sağ elinde tüfeği tutuyor. Kaşları çatık, gözlerini akı kızarmış hatta ağlamaklı da… Çaprazlarında… Erdal’ın, bahçe duvarına dizdiği öğrencilerin çoğu korkudan titriyor ve ağlıyor.. Hepsinin elleri yukarıda.
Orhan, Erdal’ın gözlerinin içine bakarak sakin bir ses tonuyla…
ORHAN
Erdal, bak evladım!.. İyi görünmediin her zaman sana, bir derdinin olup olmadıını sordum mu sormadım mı? Ama sen hep geçiştirdin. Bak şimdi karşındayım, gerekirse beni öldür… ama kimseye zarar verme, evladım. Sonra çok pişman olursun.
Erdal sert bir ses tonuyla, kafasını da hiddetle geriye attı. Sağ elindeki tüfeği, Orhan’a yöneltti.
ERDAL
Hoca… hoca… bana martaval okuma! Yaklaşma bak… daha fazla yaklaşma dedimm…
Orhan aldırış etmez. Daha fazla yaklaşır. Erdal iyice şaşkın…
ERDAL
Ya hoca!.. Ben seni bi türlü çözemedim. Sağdan soldan herkesten,.. küfür hakaret, itme kakma… öyle büyüdüm be!.. Başka türlü görmedim ki ben!.. Ama sen… sen, annamadıım bi şekilde… söz ve davranışlarınla beni rahatsız ettin, be hoca!.. Nesin, kimsin sen! Bi farklı davranan sen ve Ayşe Hoca oldunuz be! Çözemedim ki sizi, ben!
O anda… çıplak ayakla koşan Ayşe, Orhan’la Erdal’ın arasına girdi. Nefes nefeseydi… şefkatle baktı Erdal’a
AYŞE
Erdal evladım… Son konuşmalarınızı duydum. Ve sanırım çözdüm problemini. Bak evladım, şu duvarın çatlağında büyüyen parlak sarı renkli çiçeii görüyo musun. Katırtırnaıı derler, ona… Yerçekimine bile meydan okurcasına nasıl bitti… nasıl tutundu o duvara biliyo musun? Bak evladım… dünyada ve evrende her şeyin temelinde ne vardır, biliyo musun? Paylaşım vardır. Paylaşımın kökeninde de sevgi vardır, aşk vardır. Bizim size ööretmeye çalıştığımız fizik yasalarında olduu gibi.
Hah işte! Gördüün bu katırtırnaıı tohumunu, rüzgar getirdi o duvara. Sabır ve inatla… tohum, duvarın o sert/acımasız taş zerrelerini yumuşattı, topraıını yaptı. Topraıından aldığı mineral/vitamın ve güneşten yaptıı fotosentezle büyüdü ve serpildi. Topraıının deerini bilip ışıını da yapraklarına yansıttı.
Ki sen bi insansın, bu katırtırnaıından daha fazla üretken olabilirsin. Mutluluun temelinde de üretken olmak yatar. Bundan sonra tabiata ve çevrene farklı gözlerle bakıp anlamlandırırsan, daha biçok güzelliklere şahit olacaksın.
Bırak yavrun silahını. Sana söz veriyorum. Polisleri ikna edecem ve seni bu vatana… bu topraklara kazandıracam. Yeter ki.. katırtırnaıı gibi topraıının kıymetini bil, evladım. Şiddetin diil… Sevginin/aşkın inadı ve feryadı ol.
Erdal dayanamadı, dizlerinin üzerine çöktü. Ağlamaya başladı. Ayşe onu kucakladı. Cebinden çıkardığı mendille yüzünü sildi. 21.04.2026